Çocukluk döneminde yaşadıklarını ebeveyniyle kolayca paylaşan bir çocuğun ergenlikle birlikte daha fazla odasına çekilmesi ve daha az paylaşımda bulunması ebeveynlerde “Benden uzaklaşıyor” ya da “Artık bana güvenmiyor” düşüncelerini oluşturabilir. Oysa bu değişim her zaman ilişkinin bozulduğunu göstermez.
Ergenlik, ayrışma, bireyleşme ve kimlik gelişiminin hız kazandığı bir dönemdir. Mahremiyet ihtiyacının artması, arkadaş ilişkilerinin daha fazla önem kazanması ve ergenin kendisine ait bir alan istemesi gelişimsel olarak beklenebilir.
Bu dönemde ebeveynin yaklaşımı iletişimin devamı açısından önemlidir. Ergen bir sorununu anlattığında hemen çözüm sunmak, sorgulamak veya “Bunda üzülecek ne var?” gibi ifadelerle duygusunu küçümsemek paylaşımı azaltabilir. Bunun yerine önce dinlemek, yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak ve “Konuşmak istersen buradayım” mesajını verebilmek daha güvenli bir iletişim alanı oluşturur.
Ancak içe kapanmaya belirgin ilgi kaybı, uyku veya yeme düzeninde değişiklikler, okul işlevselliğinde düşüş, arkadaşlardan uzaklaşma, yoğun öfke ya da kendine zarar verme davranışları eşlik ediyorsa bunu yalnızca ergenliğe bağlamamak önemlidir.
Bu noktada profesyonel destek, yaşanan değişimlerin gelişimsel sürecin bir parçası mı yoksa psikolojik bir zorlanmanın göstergesi mi olduğunun değerlendirilmesine ve ergenin daha işlevsel baş etme yolları geliştirmesine yardımcı olabilir.
