Psikolojik sınırlar; kişinin kendi ihtiyaçlarını, sorumluluklarını, değerlerini ve kişisel alanını başkalarınınkinden ayırt edebilmesini sağlar.
Sınır koymak yalnızca “hayır” demek değildir. Rahatsız olduğumuz bir davranışı ifade etmek, ne kadar sorumluluk alabileceğimizi belirlemek, özel alanımızı korumak ve bir ilişkide neyi kabul edip etmeyeceğimizi ifade etmek de sınırların bir parçasıdır.
Sınır koymakta zorlanan kişiler zaman zaman başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan, reddedilmekten veya bencil görünmekten endişe edebilir. Bu nedenle istemedikleri durumları kabul edebilir ve kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atabilirler.
Oysa sağlıklı sınırlar ilişkileri zayıflatmak zorunda değildir. Aksine kişinin ilişkide nerede durduğunu açık biçimde ifade edebilmesine yardımcı olur.
Sağlıklı bir sınır ne aşırı katıdır ne de tamamen geçirgendir. Kişi gerektiğinde “hayır” diyebilirken yakınlık kurmaya, yardım istemeye ve koşullara göre esneklik göstermeye de devam edebilir.
Bu nedenle sınır geliştirmek, başkalarını hayatımızdan uzaklaştırmaktan çok kendimiz ile başkaları arasındaki çizgiyi daha sağlıklı biçimde tanıyabilmeyi içerir.
